Maksat Muhabbet

Bu gün hava çok ama çok güzeldi, yaz ciddi anlamda geldi sanırım. Yol'a çıktığımda sıcak bir hayli zorladı hatta beni gölgelerde durmayı tercih ettim...

Saat 12 gibi Yeni Bosna da arkadaşım K.Y ile buluştum bir yerde oturup biraz sohbet ettikten sonra Askeriye'nin yolunu tuttuk. Sanırım öğle molasına denk gelmişiz 13.30'da alacaklarmış içeri. Askeriye'nin önünde ki banklarda oturup muhabbet ederken bir Lise dağılıyordu, öğrencileri önümüzden geçerken ki ben onları 93-94'lü sanıyordum halbu ki onlar 95-96'mış bu beni şaşırttı sonra da aklıma "Oha abi 2000 doğumlu birisi 11 yaşında! Yaşladık..." ufak bir gülüşmeden sonra Askeriye'nin orada oturamayacağımızı söylediler yukarıdan emir gelmiş. Kalktık tabii sonuçta "Emir Demir'i keser." Bir parkta tek başına oturan amcanın yanına oturduk başladık üçümüz birlikte muhabbet etmeye çokta hoş bir muhabbetti tabii benim açımdan, amca ile ilk müzik olaylarından bahsettik, ticaret üzerine, nefis üzerine, hac, Allah için yardım yapanlardan, kendi için yardım yapanlardan anlayacağınız kendisiyle baya baya bir muhabbet ettik.


Siyasiyabend diye bir grup mu artık yoksa kişi adımı bilmiyorum fakat geçenlerde Youtube de videolarını izledim çok güzel şarkı söylüyorlardı fakat bunlar bir yerde sahne almıyor veya ünlü olmak adına bir şeyler çabalamıyorlardı, Taksim de manzaraya doğru şarkı söylüyorlardı ki söyledikleri şarkı da çok hoşuma gitti.

Dinlemek isterseniz: http://www.youtube.com/watch?v=z9jztEMC4Kw&feature=player_embedded

Benim bu yorumlarım üzerine amca hafif gülümseyerek "Elbet para kazanmak istiyorlardır, elbet yükselmek bir yerlere gelmek istiyorlardır insan oğlu her zaman daha iyisini ister" dedi. Evet  haklıydı insan oğlu her zaman en iyisini ister ama bu arkadaşlar bir şey istemiyor gibi be arkadaşlar sizin düşünceniz ne olur bilemeyeceğim...


Ticaret konusuna gelince de dedi ya amcamız "İnsan oğlu her zaman en iyisini ister" diye haklıydı. Muhabbetimiz de bunun üzerine oldu zaten. Haklıydı çevremde kim varsa her zaman en iyisini istiyor halbu ki yeteri kadarı ile idare etmiyorlar! Mesela aylık 1.500 TL ile evinin, ailesinin bütün ihtiyaçlarını gideren insan evi ve arabası da var ama hala daha fazlası için durmadan çalışıyor. Yanlış anlaşılmasın daha çoğunu kazanmak için çalışıyor sabit bir düzeyde kalmıyor bu kadarı bana yeter diyerekten.

Okuduğum bir kitapta adam yerel bir banka da çalışıyor. Daha sonra bu banka dünya çapında bir banka tarafından satın alınıyor ve başına da bankacılık sektörünün ünlü isimlerinden birisi geliyor, yapılan testlerde önce ki çalışanlar yetersiz bulunuyor bir kaç kişi hariç karakterimiz başarılı bulunuyor tabii. Karakterimize öyle bir teklif geliyor ki kariyer ve daha çok para istiyenler için rededilemeyecek derecede, hem de o ünlü kişinin yanında çalışacak ve ona en yakın kişi olacaktı bu fırsatı kimse kaçırmak istemezdi! Tabii karakterimiz hariç kendisi bu teklifi redetti şuan ki halinden memnun olduğunu yükselmek istemediğini söyledi çünkü yükselirse daha fazla çalışacak ve ailesine vakit ayıramayacaktı, yükselirse daha çok yorulacaktı, yükselirse sosyal hayatı bir nebze bitecekti. Evet daha çok para alacaktı ama şuan ki aldığı para onun geçimine zaten yetiyordu....


Nefis... İnsanın en büyük düşmanı! Orada da dile getirdim, amca da onayladı tabi. Kendisinin hacca gittiğini ve orada şeytan taşlamayı anlattı "Aslında orada şeytan yok, biz kendi nefisimizi taşlıyor ve köreltiyoruz." Evet bu tamamen doğru lâkin insan oğlunun tamamen bir pisikolojik olaya bağlı olduğu da gayet açık. Mesela ben şuan evimin duvarını taşlasam şeytan taşlama altında o zaman da nefisim körelir mi? Amcaya da yönelttim bu soruyu "İkisi aynı şey değil" dedi. Belki evet belki hayır tatmadan bilemeyiz o duyguları ki inşallah herkes tadar...


Amca iki örnek verdi bulunduğumuz tarafın yanında cami vardı oraya birisi demir yardımında bulunmuş fakat isminin verilmesini istememiş ve bu adam her gün oraya namaz kılmaya gelen insanlardan birisi hatta cami hocası açıklarken "Kendisi şuan karşımda oturuyor her ne kadar ismini veremesemde" diyor. Amcamız bunun kim olduğunu hemen anlamış tabii çünkü tanıyormuş öyle bir iyilik yapabilecek maddi durumu iyi olan birisini... Bir de başka bir örnek verdi yardım yapıyor fakat kendi adını kullanarak yani nâm yayarak "Ali camiye şu kadar yardımda bulunmuş" tarzında... Bu anlattıklarına benim yorumum biri Allah için diğeri ise kendi için yapmıştı o iyiliği lâkin günahlarını da almak istemem ön yargılı yaklaşmış olabilirim. Hatta isminin duyulmasını isteyen kişi özellikle "Cuma namazın da yapıyordur yardımı" diye espiri de yaptım amca da baya bi güldü hoşuna da gitti sanırım. Anlayacağınız devir öyle bir halde ki kim neyi iyi veya kötü yapıyor bilemiyoruz...

 

Muhabbetimizin kısa bir bölümü böyleydi, çok hoştu ki blog'da paylaşmak bile zevkli geldi bana... Eğer canınız sıkılıyorsa gidin bir parka oturun birisinin yanına muhabbet edin oradan kalkıp gittiğinizde konuştuklarınız orada kalıyor belki daha sonra birbirinizi hiç görmüyorsunuz bile... Denemenizi tavsiye ederim.
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !